Üç bölümden müteşekkil bir eserdir. Romanın olay örgüsü üç ana bölümden oluşur. Bu
bölümlerin ilkinde düğümler atılmaya başlanır. Roman Mefharet’in,
Selmin’in hamile olup olmaması konusunda şüpheleri ile başlar.
Birinci bölümde,
Mefharetin kızı olan
Selmin annesine ve dayılarına karşı oyunlar
oynar, çeşitli dolaplar çevirir. Onlara adını söylemediği bir erkek
ile gayr-ı meşru ilişkide bulunduğunu söyler ki hepsi baştan beri bir yalanın
mahsülüdür. Fransa'ya gidecek ve orada çocuğunu doğuracaktır güya . Selmin'in
bu oyunları ve baba adayını söylememesi üzerine annesi Mefharet fenalıklar geçirir ve o
erkeğin kim olduğunu öğrenmeye çalışır. Fakat bunu bir türlü öğrenemeyince,
çeşitli olayların da etkisiyle kendi kardeşi, Selmin'in dayısı ve romanın başkahramanı Samim'den şüphelenir.
Mefharet bir ara küçük kardeşi Besim ile beraber Samim'in odasına girip onun
hatıra defterini okurlar. Samim bu defterde “Simerenya” adında- kurduğu hayali bir dünya-dan ve
aşkından(Merale olan aşkı) bahsediyordur. Mefharet bu kişinin kızı Selmin
olduğu düşüncesinde diretir, çok yakın bir akraba olduğunu söyler .(Ancak bu
yakınlık selmin-Ferhat ile olan aile bağı şeklindeki bir yakınlıktır) . Besim
ise öyle olmadığına ablasını inandırmaya çalışır; ancak o da emin değildir.
Simerenya’da bahsettiği kızın Selmin değil de Meral olduğunu uzunca bir
süre bilemeyeceklerdir de zaten.
Selmin’in tüm bunları yapmasının nedeni
Mefharet’in baskıcı tutumundan bunalması, özgür bir kız olduğunu hissettirmek
istemesi ve annesinin nişanlısı Ferhad’a olan tutumunu yanlış
bulmasıydı. Sonunda Selmin'in amacına ulaşmak için nişanlısı ile birlikte
kendilerine bir oyun oynadığını(Samim bunu 1.bölüm sonunda sezer) ve Samim'in
sevgilisinin de kızı yaşında biri olduğunu anlarlar.
İkinci bölümde Samim ile Meral'in aşkı anlatılmaktadır.
ikinci bölüm için felsefî bir alt yapı oluşturulur.1.bölümde bahsedilen
düğümlerin karakterler üzerindeki etkilerini anlatılır. Samim, Meral'i
sevmekte, hep onu düşünmektedir. Meral
ise Samim'den gizli oyunlar ve kirli ilişkiler içinde bulunmaktadır.Ayrıca
Meral,Feriha isimli ; okul sıralarında iken barlara düşmüş ve sonra da
kendisinden çok yaşlı bir adamla Fransa'ya gitmiş bir arkadaşına özenmekte,
onun fikirlerini ve hareketlerini doğru bulmaktadır. Abisi ve Samim'in o
kadınla görüşmesini yasaklamalarına rağmen yine onun yanına gidip, onunla
beraber Fransa'ya gitme planları kurmaktadır. Sonunda Samim, Meral'in oynadığı
oyunları anlar ve onu terk eder.
Üçüncü bölümde atılan
düğümlerin yarattığı gerilim doruk noktasına ulaşır. Olaylar karakterlerin
bakış açılarıyla ortaya konulur.Meral
Fransa'ya gidip, Feriha'nın yaptığı gibi yaşlı bir adamla evlenmek
için pasaport işlemlerine başlamıştır. Bunu öğrenen abisi Ferhat, kesinlikle izin
vermeyeceğini, böyle yaptığı takdirde zaten hasta olan babasının daha
kötüleşmesine sebep olacağını ve aile şereflerini düşüreceğini söyler.Gitmemesi için başına gözcü dikip hep onu
gözetleyeceğini belirtir. Bunun üzerine Meral o gece evden kaçma kararı
alır. Hazırlanıp çıkmak üzereyken kapının kilitli olduğunu görür; anahtarı da
bulamaz. Kapıyı açmaya çalışırken gürültüsüne abisi uyanır ve onu odasına
kilitler. Odasında sıkıntıdan içmek istediği sigarasını yakmak isterken bir
kaza sonucu(Gaz şişesini arar, bulur ve çakmağa gaz doldurur. Ancak gaz biraz
taşar, çakmağın dışına ve ellerine bulaşır. O acıyla çakmağı elinden fırlatıp
eteğinin üzerine düşüren meral, fazla hareket edince bacaklarının arasındaki
şişeyi de devirir. )çarşafı tutuşur ve Meral yanarak korkunç bir şekilde ölür. Böylece romanın
sonunda Meral’in ikinci kişiliği ön plâna çıkacaktır. Ancak bu ikinci kişilik
yanarak can verecektir.
Bu olayın gerçekleştiği
saatlerde, Meral'in annesi, aynı zamanda da Samim'in eski metresi olan ve Meral'in babasıyla ayrılmış
olduklarından dolayı başka bir evde Meral'in dadısıyla birlikte yaşayan Necile, dadı ile beraber tuhaf ruh
halleri içinde Meral'in ölümünü
hissetmektedirler. Meral'in evine telefon ettiklerinde onun öldüğünü
öğrenirler. Korktuklarından dolayı Samim'i yanlarına çağırırlar. Samim geldiğinde Necile'yi kalp spazmı
geçirerek ölmüş halde bulur. Ve Roman, iki kişinin farklı
yerlerde ve yalnız ölmeleri
ile Samim’in kendi
yalnızlığı içinde sona erer.
v Böylece, gece vakti başlayan olaylar bir
sabah vakti çözüme ulaşır. Güneşin doğması ile yalansız ve Meral’siz bir
dünya daha doğar.
v Meral’in ölüm nedeni olarak “ruh ve bedeninin
çarpışması” ve bu karşılaşmadan kurtulamama belirtilebilir.
Meral’in defterinden son bir not:
“Biz, hepimiz sadece kendimizi düşündüğümüz
için yalnızız ve yalnız kalacağız.”
MEKÂN: Olay, İstanbul Yeşilköy’de bir köşkte
cereyan etmeye başlar. En büyük mekân unsuru bu köşktür. Ütopik bir yer olarak
Simeranya da ütopik bir mekandır.
ANLATICI: Romanda
anlatıcı birinci ve üçüncü kişilerdir. Samim ütopyasını anlatırken
birinci anlatıcı kullanılmıştır. Romanda, bilinç akışı
tekniği ve iç monolog harikulâde bir şekilde verilmiştir. Romanda kullanılan
bir diğer teknik montaj tekniğidir. Bu fikirleri romanda çoğu zaman kendi
muhayyilesinde tekrar yorumlayarak esere yansıtır.
Romanın Ana Problemi: Yalnızız temelde ruh mu beden mi? sorusunun
yanıtını arayan ve insanlık için bir çözüm öneren bir romandır. Bu çözüm,
yazarın ütopya düşüncesiyle somutlaştırmaya çalıştığı Simeranya’dır.Doğu-Batı
çatışması, 1939 sonrasında insan ruhunun açmazlarına ve daha sonraları bu
sorunsalın temelinde yattığına inandığı ruh-beden hesaplaşmasına dönüşmüştür.
ZAMAN: Olaylar İkinci Dünya Savaşı sonrasında
geçmektedir. İnsanlar arasındaki güvensizlik ve ilişki kopukluğunu,
yalnızlığı, insanın kendi kendisine yabancılaşmasını; ancak yakın zamanda
yaşanan büyük savaşın tesiriyle izah etmek mümkündür. Yalnızız’da öykü
zamanı, toplam 26 günlük bir süredir. Zaman akışında dikkat çeken bir diğer
nokta, tüm gerilimin çözüme kavuştuğu son bölümdür.(283-365)
KONU: Manevî değerlerin
zayıflaması sonucunda, insanın içine sürükleneceği açmazın, materyalist
yaklaşımlarla çözümlenemeyeceği gerçeğini kabule yanaşmayanların, eninde
sonunda yalnızlığa düşüp hüsrana uğrayacağı gerçeğini konu edinir. Romanda
reel hayatın gerçekliklerinden bir kaçış söz konusudur
KİTABIN
ANA FİKRİ: İnsanlar dertlerini paylaşmalı, yalnız
başlarına sıkıntılarını içlerine atarak sıkılmamalı, düşüncelerini açıkça
söyleyebilmelidir. Günümüzde insanın bütün problemlerinin temelinde kendi
ruhunu keşfedememesi yatar. Bunu yapabildiğimiz takdirde yaşamımız anlam
kazanacaktır. Olaylar kişinin kendi ruhunu tanıyamaması sonucunda gelişen
karamsarlık ve çıkmazlar üzerine gelişmektedir Bana göre kitap kendimizi
tanımamıza yardımcı oluyor ve içinde bulunduğumuz zor durumlarda yapmamız
gerekenleri bize öğretiyor.
v İlerleyen teknoloji ve değişen insan
ilişkileri kent yaşamında bireyi yalnızlığa iter. Kendisini değişen
toplumun ahlâk kurallarına ve yapısına yabancı hissetmeye başlayan birey,
yaşadığı mekânı değiştirme yolunu seçebilir. İşte bu aşamada Meral ve
arkadaşlarınca soyut mekân olarak Paris, Samim tarafından da ütopik bir yer
olarak Simeranya gündeme gelir.
v Peyami Safa'nın Yalnızız
adlı romanında Simeranya, ütopyaların
gerçek olduğu düşsel bir ülkedir.
v Peyami Safa, bu eserinde insanlığı,
materyalizmin kör çemberini kırmaya, kendini kaybettiği ruhunu bulmaya
çağırmaktadır. Asrımızda insanın bütün problemleri bu noktada
düğümlenmektedir. Ve Allah'ı
bilmedikçe, insanlık buhrandan buhrana yuvarlanacak, huzur ve sükûn
bulamayacaktır.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE
ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
1-Safa’nın
romanlarında karakterler genelde bir ideolojik görüşü ya da hayat karşısında
takınılan bir tutumu temsil eder/savunur. Yalnızız romanında
ise karakterler madde ve ruhu, kültürel yapı olarak ise Batı ve Doğuyu temsil
ederler.(Doğu ve Batı çatışması.) Samim ve Besim bu iki hayat görüşünün
temsilcileridir. Samim Doğu’yu, Besim ise Batı’yı temsil eder. İki görüş yani
simgesel olarak iki kişi romanın başından sonuna kadar çeşitli konularda fikir
münakaşaları yaşarlar ve genelde münakaşalardan Besim yani Doğu kazanır. Esasentartışmalar
kazanmak üzere değil de bir fikri sunmak üzere yapılır. Neticede de Besim
yani Peyami Safa düşüncelerini bir şekilde sunmuş olurlar. Besim çatışma için
tetikleyici unsurdur. Besim olmadan Samim’in varlığından söz edilemez. Her şey
zıddı ile vâkidir. Bir fikir de ancak zıddı ile mevcuttur. Besim’deki
maddecilik, batıcılık olmadan Samim’in ruhçuluğu ve doğuculuğu olamaz. Maddeci,
pozitivist dünyanın akla haddinden fazla önem vermesi, insanın maneviyatını,
metafiziği yok sayması Samim için acı bir durumdur. Çünkü Samim, bütün
dertlerin ve sıkıntıların insanın metafizikten yoksun olmasından, Allah’ı bilmediğinden
kaynaklandığını savunur. Sıkıntıların, üzüntülerin ve hastalıkların temelinde
onun için ruh yatar. Dolayısıyla hastalanan insan ancak ruhu tedavi edilirse
iyileşmiş demektir. Dönemin gerçekçi yapısında böyle bir şey mümkün olmadığı
için Samim tüm bu ruhçu bakış açısıyla tespit ettiği tedavi metodlarını
“Simeranya” isimli bir defterde toplar. Bu defter bir süre sonra onun için bir
devletçik modeli olur.(Yani bir ütopyadır.)Romanın her safhasında Simeranya’dan
bahseder Samim ve sürekli yazar. Gerçek hayatın sıkıntılarından kaçmak istediği
zaman Simeranya’da bulur kendini. Üçlü gelgitler(üç ayrı mekân- üç ayrı
şahıs çatışması) ile romanın öyküsü ilerletilir.
2. ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Romanda şahıs kadrosu simgeselleşmiştir.
Kişiler bir hayat görüşünü, bir fikri ya da bir ideolojiyi yansıtırlar. Samim
Doğu’yu, Besim ise Batı’yı temsil eder.Feriha da tereddüdü simgeler.
v Samim =>Başkahramandır.
Selmin’in dayısı, Mefharet Hanımın kardeşidir. Meral’i sevmektedir ancak daha
sonra ayrılırlar. Samim Selmin için cemiyeti temsil eden birisidir. Samim
Necile’yi, Necile’nin kızı Meral’den daha çok sevmiştir. Samim tüm
roman boyunca şüphesiz bütün olayların öyle ya da böyle merkezindedir. Samim’i
çıkardığımız zaman romanda büyük bir boşluk olacaktır ve romanın bütün
halkalarını birbirine bağlayan büyük halka yok olacaktır.
v Samim lügatte,”Öz, asıl, iç, gönül “anlamlarına
gelmektedir. Peyami Safa’ya göre Doğu; iç, öz, asıl olandır.
Safa’nın değerlerini savunan, Samim’dir Samim ona göre içtedir, iç’e aittir;
öz’dür. Kendinden olandır. “Samim” adı altında verilen bu yeni insan
tipinin tekâmül evrelerini tamamlamış ve neredeyse mükemmel bir ruh yapısı
vardır.“Samim”, ruh ve bedenin ideal ortaklığından doğan yeni insan tipini
temsil eder. Samim, romanda yer alan olaylarda devamlı belirleyici ve
seyri tayin edici bir konumdadır. Bu noktada, Samim’in öğretici / ders veren
bir kişilik olduğu söylenebilir.
v Samim, orta yaşlarda, kendine özgü
felsefesi ve dünya görüşü olan aydın bir kişidir. Sentezci bir aydındır.
Okumuş, tecrübeli ve bilgili birisidir. Zekâsı, vak’aları neden-sonuç ilişkisi
içinde değerlendirmesi, ince dikkati sayesinde çözüme ulaşmayı bilen bir yapıya
sahiptir. Maddî durumu iyi olmasına rağmen, çalışmayı seven birisidir.
Görünüşü, oturması, kalkması, konuşması ile tam bir entelektüel tipidir.
Çirkinliklerle dolu olan bu dünyaya karşı mutluluğun, güzelliğin ve doğruluğun
oluşturduğu bir dünya yaratır kendi kafasında ve bu dünyaya Simeranya adını
verir. Aydınlanma çağı bilim ve düşünce anlayışının metafiziği, ruhî ve manevî
değerleri silip atan pozitivistlere ve materyalistlere karşı duran Samim, ruh
ve beden bütünlüğünü en iyi derecede kuran sentezci bir aydındır. Manevî
değerleri temsil ettiği için fizikî özellikleri pek vurgulanmamıştır. Ruha önem
vermesi ile paralellik gösteren şüpheci ve dikkatli bir tavrı
vardır. Romanın sonuna doğru Samim, hem çevresinden hem de Meral’den
nefret eden bir konuma gelir. Nedeni ise Samim’in yalana karşı tavrı ve
gerçeklik arayışıdır.
v Feriha: Okul
sıralarında iken barlara düşmüş ve sonra da kendisinden çok yaşlı bir adamla
Fransa'ya gitmiş bir kızdır ve Meral de ona özenmektedir. Genç yaşta
Nusret ile evlenmeden metres hayatı yaşayarak Paris’e yerleşen bir kişidir. Aslında Feriha romanda bir
nihilist tiptir. Çünkü yazarın gözünde Feriha’nın pek bir değeri yoktur.
v Ferhat: Selmin’in
nişanlısıdır. Meral’in de abisidir, Samim’e karşı tavır alır. Ferhat kendi
fikrî durumları adına kız kardeşi Meral’i Samim’e karşı olumsuz bir şekilde
yönlendirir. Besim gibi eğlenceye düşkün maddi yaşamı tercih eden birisidir.
v Selmin: Mefharet hanımın kızıdır. Asi bir
kişiliğe sahiptir. Selmin, kelime anlamı itibariyle barış yanlısı,
barış ve sevgi duygusu ile dolu anlamlarına gelmektedir. Selmin
romanın başında bizde geçimsiz, olumsuz bir tip olarak gösterilse de dayısı
Samim ile olan antlaşması onun aslında anlaşma taraftarı birisi olduğunu bize
gösterir. Yani Selmin mantığının elverdiği şeyleri uzlaşmacı bir yapı ile yapan
kişidir. Karakteri ile ismi arasında sıkı bir bağ vardır. Annesi ve
dayılarına karşı, Ferhat ile evlenmek için oyunlar oynar. Hamilelik rolü de
bunlardan biridir. Selmin, güzel, çekici, özgürlüğünü arayan bir kızdır.
Selmin’in tüm maceraları annesi etrafında gelişmektedir. Selmin annesinin
baskıcı ve şüpheci tutumundan bıkmış ve ona artık büyüdüğünü göstermek için çok
ciddi oyunlar oynayan bir kızdır.
v Besim: “güler yüzlü, güleç
adam “kavramlarına karşılık gelir,ismi.Hep olaylara sıradan, gülerek ve
alaycı bir yaklaşım sergiler. Samim ve Mefharet’in kardeşidir. Samim’in
simeranyasına hayranlık duyar. Konuşmayı-tartışmayı tetikleyici
unsur, hasım veya karşı güçtür. Midesine düşkündür, bu da onun için
maddi değerlerin ne kadar üstün olduğunu gösterir. Batının materyalist
unsurları Besim’e yüklenmiştir. Besim’in fikirleri iyi incelenmiş ve
irdelenmiştir. Bu da Samim’in fikirleri ile Besim’in fikirlerini nasıl
kıyaslamamız gerektiğini göstermiştir bize.Açık sözlü birisidir.
v Necile: Meral’in
ve Ferhat’ın annesidir. Kocasından ayrılmış ve ailesinden ayrı bir evde
yaşamaktadır. Samim’in Necile ile birlikteliği romanın sonlarında
anlatılmıştır. Bir ihtimal var ki, Meral Samim’in kızıdır. Gençliğindeki
Paris aşkı ve Samim aşkı onun geri kalan hayatını yalnız geçirmesine neden
olacaktır. Kızı ile paralel bir yaşam gösterir. Ve kızının öldüğü gece o da can
vermiştir.
v Meral: Meral,
geyik demektir ve ürkekliği simgeler.Meral, Selmin’in okuldan arkadaşıdır. Aynı
zamanda Samim’in eski sevgilisi olan Necile’nin de kızıdır. Samim’in
sevgilisidir. Samim Meral’i iki kişilikli bir insan olarak tahlil
etmiştir . Maddeye bağlı bir kişidir Meral. Meral, Feriha’ya
hayranlık duymuştur ve onun gibi yurt dışına gitmek için çırpınırken
evde yanarak ölmüştür.
v Mefharet: Mefharet
kelimesi, övünme, övünmeyi gerektiren şey anlamında
kullanılmaktadır. Romanda Mefharet’in paşa torunu olması ve Arnavut olması ile
övünmesi bu sembolizasyonu tamamlayan unsurdur. Her zaman duyguları ile hareket
eden, heyecanlı ve küçük meseleleri büyülten bir kadın tipidir. Mefharet’in
romandaki asıl varlığı şüpheciliği etrafında toplanmıştır. Mefharet kendi
muhayyilesinde kendisi için boşluklar açar ve bu boşluklara üzülür.( Kızının
hamile olmadığını bilmek onun için iyi bir şey olması gerekirken onun yine
üzülmesine neden olmuştur.) Olayları oluş anı ile eş zamanlı öğrenmek
ister ve bu konuda pervasızca davranacak kadar meraklıdır.
v Hasibe, evin
hizmetçisidir.
v Nail
Bey, Osmanlıca konuşmayı seven,
mülayim bir adamdır. Hayat karşısında realisttir. Gerçekleri kabul eder ancak
bu kabul etme onun mizacında olumsuz etkiler bırakmıştır. Doğulu kesimi temsil
eder.
v İsim sembolizasyonuna dikkat edildiğinde de
görülecektir ki Samim’in hayatta en büyük derdi “samimiyet”tir. Kardeşi
Besim’in de tek derdi “beslenmektir.
KİTAP HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİM: Yazar, açık ve sade bir dil
kullanmış oldukça anlaşılır ifadelerle yazmıştır.Doğu-batı kargaşasını
günümüzden geçmişe bir seyr-i süluk etmek ve bu tarihi öğrenmek isteyen her
gencin okumasını tavsiye ederim. Kitapta olaylar kişinin kendi ruhunu tanıyamaması
sonucunda gelişen karamsarlık ve çıkmazlar üzerine gelişmektedir Bana göre
kitap kendimizi tanımamıza
yardımcı oluyor ve içinde bulunduğumuz zor durumlarda yapmamız
gerekenleri bize öğretiyor.Bu doğrultuda insanlık sahibini bırakıp başka
şeylere aidiyet duygusu ile bağlandıkça uhrevi alemle bağları kopacak ve
böylece yalnızlığın bataklığında çırpınıp duracaktır.
GENEL HATLARI İLE YALNIZIZ
ROMANI
1.Bölümün sorunu:
Selmin
nişanlısından uzun zamandır ayrıdır ve bunun nedeni annesini Ferhat’la Arnavutluk
yüzünden tartışması ile dayısı Samim’in Ferhat hakkındaki olumsuz
düşüncelerinden hareketle Ferhat’ karşı bir tavır içerisine girmesidir. Bunun
üzerine Selmin hamilelik rolünü oynar ve çocuğun kimden olduğunu söylemez;
böylece Mefharet hanım ile Besim çocuğun babasını bulmaya çalışırlar ve olaylar
böylece gelişir.
Değerler-anahtar kavramlar:
Ø Tereddüt:Romanın
ilerleyen safhalarında Samim’in Meral’de iki farklı kişilik tespit etmesi ve bu
iki farklı kişiliğin birbiri ile sürekli mücadele içinde oluşu kitapta dikkati
çeken unsurlardan birisidir. Bu ikilik Meral’in romandaki vasfını belirler.
Meral’in romandaki vasfı, Tereddüttür.( Samim ile Paris arasında
kalması bu tereddütünün bir göstergesidir.- Tereddüt noktalarından bir başkası
ise cemiyetin varlığını Meral’de karşılayan babası Nail Bey’dir.)
Ø Hayranlık: Samim’e
göre asıl hayran olunan Paris değildir. Paris’in bir önemi yoktur ve Paris
sadece bir semboldür Meral için. Bu hayranlığın temelinde farklı şeyler
yatmaktadır. Bunlar da :
Bütün
şanları denemek imkânı veren bir hürriyete kavuşmak arzusu, Kendi kendisinin
tam ölçüsünü bulma arzusu, Kendi kendisini değiştirme arzusu,Muhitini
değiştirme arzusu,İnsan temaslarını zenginleştirmek arzusu, Tecrübelerini
zenginleştirmek arzusu (Hâdise olarak),Kireçlenmiş itiyatları kırıp yeninin
meçhulüne yönelen ruhta yaratıcı hamlelere serbest zemin hazırlamak arzusu,En
son haddinde iyi giyinip güzelliğinin âzamisini kendi kendinin hayranlığına
arzetmek arzusu (narsisizm).Başkalarının hayranlığını son haddine vardırmak
arzusu,Kendi nefsine karşı bir şahsiyet ve irade zaferi kazanıp aşağılık
duygusundan kurtulmak arzusu,Bu zaferi başkalarına da göstermek arzusu,
Ø Ahlaki
değerler çatışması: Cemiyet
Feriha’yı sevmez. Çünkü Feriha babası yaşında bir adamın sırf
parası için metresi olmuş ve Paris’e gitmiştir. Ahlâki değerler ise buna karşı
çıkmaktadır.
Ø Çatışma: Maneviyat
– maddiyat; doğu – batı çatışması. Meral-Samim, Mefharet-Ferhat ve
Samim-Mefharet çatışmalarının ana konusu da yine bu maddeci-maneviyatçı çatışma
eksenidir.
Ø Şüphecilik: Ahlâk
kurallarını da aşacak boyutta bir şüpheciliktir.
Ø Kimlik
Karmaşası:İki kişilikli bir hayat sürdürme vardır romanda.
Ø Maddecilik:Mananın
değerini kaybettiği yahut değerinin hakkıyla anlaşılamaması
insanları materyalist olmaya yöneltiyor.
Ø Samim tipine getirilen bir eleştiri:
Edebiyatımızda bir benzeri yoktur. Üstat, daha önce kaleme aldığı romanlarında
görülen buhranlı, bunalımlı, yozlaşmış tiplerden Samim tipine ulaşmıştır. Bu
olgunluk devri olan yalnızız gibi Samim de olgunlaşmış bir
karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Kahramanımıza yazarın fikri planda bir
temsilcisi gözü ile bakmamız mümkündür. Yeni bir dünya kurmak hülyasıyla yaşayan
bu fikir adamı erkeklerin en kuvvetlisi, her romanda Peyami Safa’nın dünya
görüşlerini temsil eden birisidir.
Ø Neden
Simeranya: Samim dilinden ifade edeyim:“[O] bir memleket,
Simeranya, dünyada olmayan bir yer. Benim icadım. Sıkıldım mı, kendimi oraya
atarım. Simeranya’da yalan yoktur. İnsanlar gölgelerdir. Konuşmadan anlaşırlar.
Birbirlerinden hiç bir şey saklamazlar.”der.
Ø Samim’in “Simeranya” adlı ütopyası
anlatılırken üçüncü kişi yerine birinci kişi anlatıcı vardır. Bu değişimin
nedenini yazarın tarafsız kalma çabasında aramak gerekir.
Yusuf YILMAZ
Yusuf YILMAZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder